Karavanda Kalınacak Yakın Bir Yer : Yalova

 

 

        Yakınlarda deniz kenarı yemyeşil sessiz sakin güvenli bir yer olsa da haftasonu kaçabilsek derken bulduk Yalova’da Mer-Tur Otelin bahçesini. Feribottan inip Yalova yönüne dönünce kısa sürede varılıyor.  3 Mart Cuma akşamı oradaydık. Depremde yıkılan Aydın-4’ün yeri. Hayat devam ediyor, şimdi orada yazları kır düğünleri yapılıyor, insanlar eğleniyor diye düşündük. İşte bu düğünlerin yapıldığı koskocaman yemyeşil bahçe aynı zamanda karavan kamping olarak kullanılıyor.  Gittiğimizde başka karavana rastlamadık. Kış sezonu olduğundan otel de sakindi. Hafta sonunu karavanımızda geçirmeyi çok sevdiğimizden burası saatlerce yol gitmekten kurtaran can simidi oldu. Otelin sahibi Bülent Akdemir ve İşletme Müdürü Oral Çetinkaya deyim yerindeyse baştacı ettiler. Canayakın, samimi davranışlarından çok memnun kaldık. Karavancıları seviyorlar ve ilgi gösteriyorlar. Vaktiyle yabancı karavancılar geliyormuş. Burada kalıp İznik ve Bursa taraflarını geziyorlarmış. Cuma akşamı deniz kenarına yerleştiğimizde güneş henüz batmıştı.

   

   O muhteşem kızıllığın tadını çıkarmayı ertesi güne bırakıp doğru Yalova Termal’in 38 derecelik büyük havuzunda yüzmeye koştuk. Termal’e arabayla 20 dakikada varılıyor ve büyük havuz gece on buçuğa kadar açık. Bir saate yakın yüzdükten sonra epey acıktık acıkmasına ama Yalova’ya döndüğümüzde balık lokantaları açlıktan ölseniz dumanaltından oturulacak gibi değildi. Sigara yasağını dinleyen yok. Balığımızı mezemizi paket yaptırıp dosdoğru karavanımıza geldik. İyiki de öyle yapmışız, bayıldım karavanda balık ziyafetine.  Dalgaların sesi, denizin kokusu, uzakta İstanbul’un ışıkları derken hayli hoş bir ortamda yedik yemeğimizi. Karavanımızın içi çok kolay ısınıyor. Truma’yı 3’de tutmak yetiyor.       

Sabah uyandığımızda pencereden ne görelim: Karavanımızın etrafında tavuklar, ördekler, kazlar, tavşanlar, köpekler, az ilerisinde koyunlar, kuzular. Şaşırdık kaldık.  Karavanımız olmasaydı bir otel odasında bu hayvanlar bizi merak edip ziyarete gelirler miydi diye düşünmeden edemedik. Doğaya yakın olmak ne güzel bir duygu! Dışarıda etrafımıza doluşan şirin hayvanlar içeride yeni demlenen çayın muhteşem kokusu. Evde mutfakta yatmadığımdan bu kokuya hasretim. Hemen kümese koşup iki yumurta ile döndüğümde Selda dolaptan erzakları çıkarmış toplanan tavuklara serpiyordu. Unutmadan söyleyeyim ertesi gün ikişer yumurta aldık akıllanıp. Serbest gezen tavukların yumurtaları çok lezzetli

 

     

           Karavan için gayet makul bir ücret alınıyor. Kışın ve baharda keyifle kalınacak temiz, sakin, güzel bir yer. Büyük yemyeşil bahçesi var. Çocuklu aileler için çok uygun. Her taraf tavşan, ördek, kaz, tavuk dolu, oyun alanları var. Mart başı olmasına rağmen açan papatyaları ezmeye kıyamadığımızdan denize doğru inen yolun bitimine park ettik, toprağa girmediğimden elimle itmek de kolay oldu. Güvenlik sorunu hiç yok. Elektrik mevcut ama bağlamadık, güneş panelimiz yetiyor. Alırken bunu lüks gibi düşünmüştüm, meğerse olmazsa olmazıymış karavanın.  Kaldığımız yerde elektrik var mı yok mu hiç umursamamak büyük rahatlık!  Akü sarj seviyemi takip ediyorum sadece, hani bir zahmeti var mı diye sorarsanız bu kadar işte.

            Yalova’da yapılacak çok şey var. Şelaleler, doğa yürüyüşü parkurları, Termal, Yürüyen Köşk, Tema Vakfı’nın Botanik Bahçesi gibi… Cumartesi pazar Termal kalabalık olacağından Yalova pazarına gidip sonrasında karavanımıza döndük. Etrafta bir çok yerde doğa yürüyüşleri yapmıştık şelâleri de görmüştük. Vaktimiz az olduğundan Tema Vakfı’nın Botanik Bahçesi’ni gezmeyi gelecek sefere bıraktık. Bu arada denize girme teşebbüsüm yarım kaldı, hava ılıktı ama su pek öyle gelmedi. Bol bol dinlendik, karavanımızda olmaktan büyük keyif aldık. Kâh kumsalda yürüdük kâh bahçede oturup güneşlendik, köpekleri besledik, burası harika bir yer.

 

 

Ama asıl harika olan karavanda olmak!  Adria Aviva 3.70 bizim ilk karavanımız.   Yıllardır çadırda şimdi de karavanda bütün tatillerimizi doğaya yakın geçirmeye çalıştık bugüne kadar. 18.Kattan sonra bayağı keyifli oluyor böylesi.

 

 

      Ama karavan aldıktan sonra cevap veremediğim bir soru var: Nasıl oldu da ben daha önce almadım, bu özgürlüğü ve keyfi yaşamaya çok daha önceden başlamadım?  Çadırdan da büyük keyif alıyorduk. İkisi de olmalı bence yaşamın içinde. Bunları düşünürken “bir gün nostalji olsun diye çadırımızla da çıkalım” dedim Selda’ya, “tamam ama sen karavanını bırakamazsın onu da alırsın yanına” dedi, gülüştük.  Feribot hareket ettiğinde karavana geçip bir keyif çayı yaptım,  adı gibi keyifle de yudumladım.  Tekerleğimiz karaya değdiğinde bir sonraki geziyi hayal etmeye başlamıştık bile.

Hakan Kıyat,

Maltepe, İstanbul.      

 

 

Hakkında Hakan Kıyat

Bir yorum


Strict Standards: Only variables should be assigned by reference in /var/www/vhosts/aydoskaravan.com/blog.aydoskaravan.com/wp-content/themes/aydoskaravan2/comments.php on line 21
  1. süper ya bende istiyorum bir karavan 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

karavan
karavan