HAYALLERDEKİ KARAVAN

Herkesin hayalindedir ya karavan, gençliğin bir yerinde düşmüştür kalbe “keşke benim de olsa” diye.. Ben de onlardanım..
Karadeniz’de geçen çocukluk yıllarımda ilk kez görmüştüm karavanları. Ülkemizi bizlerden daha çok ve belki de daha iyi gezebilen bu yabancı karavancıları içten içe de kıskanmıyor değildim ama o zamanlar o kadar uzaktı ki bir karavan almak fikri, ne fiyatına ne de kültürüne yakındık.

Zamanla küllenmiş karavan merakı, yabancı karavanları gördükçe yıllar içinde bir alevlendi bir söndü.
Neden özellikle yabancı sorusunun cevabına gelince, serde Endüstri Mühendisliği olunca karavanları da aynı zamanda bir mühendislik çalışması olarak inceliyordum. Malzeme, kullanışlılık, tecrübe ile iyileşen tasarım hayranlık yolunun ilk taşlarını oluşturdular.

İş hayatıyla birlikte karavan fikri halen uzaktaydı, fiyat pahalıydı ve yabancı karavanların getirilmesi zordu. Türkiye’de olanlar ise fazla yıpranmıştı ve ruhsatları da yoktu. Doğaya olan hasret ve iş hayatının stresinden kurtulmak için yazları sık sık çadır kampları yapıyorduk ama zamanla bu kampların hava şartlarından dolayı yılın belli dönemlerine sıkışması bize yetmemeye başladı.

Karavan fikri yine alevlenmişti. Bir gün bir abimizin alkoven karavanında ilk defa zaman geçirmem ve seyahat etmemle birlikte bu istek açığa çıkmış oldu.
Bunun üstüne bir de yabancı bir markanın uygun fiyatlı karavanlarının getirildiği haberini alınca soluğu Hüseyin beyin ofisinde aldık.

Hüseyin beyin enerjisi karavan için bizi daha da motive etti. Bir Adora içinde, skydome’un altında karavan muhabbeti yapıyorsanız artık bu yoldan dönme şansınız yok demektir. Nezih bey evi satıp karavanı almaktan zorlukla vazgeçirebildi 🙂

Zaman zaman uğrayıp gelen karavanları inceledik, bu süreçte bir yandan çekme ve motokaravan arasında seçim yapmaya bir yandan da hangi boyutun bizim için uygun olacagına karar vermeye çalıştık.
Kafamızdaki deli soruların hepsini sorduk, Hüseyin bey bıkıp usanmadan hepsini uzun uzun yanıtladı ve kendisine güvenimiz daha da pekişti.
Bu süre zarfında karavancılık kültürünü de az çok öğrenmeye başlamıştık.

Şimdilerde karavanımızı kullandıkça yeni şeyler öğreniyor ve yeni fikirler geliştirip uyguluyoruz, çevremizdeki karavancılarla yeni gruplar oluşturuyor yeni yerler keşfediyoruz.
İlk büyük seyahatimiz İstanbul çıkışlı yaklaşık 2300 km’lik bir gezi oldu. Adrasan’a kadar inip, konaklaya konaklaya İstanbul’a döndük, bu geziden sonra doğru karar verdiğimizi de anladık.

Yeni karavancılarla tanışıyoruz demiştim, aynı zamanda çevremizdeki insanları da karavan sevdalarını gerçeğe dönüştürme konusunda harekete geçiriyoruz.
Hatta bir tanesine karavan aldırmayı da başardık bu hafta itibariyle 🙂 daha adaylar da var.

Neyse efendim uzatmayayım, başta Hüseyin bey olmak üzere, Nezih beye ve tüm Aydos Karavan ailesine bize bu kalplerinden temiz beyaz blog sayfasını ayırdıkları için de ayrıca teşekkür ederiz.
Doğanın kucağında konaklamalı bol seyahatli günler! esen kalınız.

Hakkında AYDOS KARAVAN

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

karavan
karavan